Anasayfa / Ekonomi / Romanya’dan ithal ettiğimiz sığırları beslemek için Bulgaristan’dan saman ithal ettik..

Romanya’dan ithal ettiğimiz sığırları beslemek için Bulgaristan’dan saman ithal ettik..

Türkiye bir kurban bayramının daha arifesinde, yıllardır alışılagelmiş manzaralar eşliğinde bayrama giriyor. Sokakları birbirine katan kurbanlık danalar, otomobil bagajında taşınan koçlar, koyunlar ve bayramın ilk gününden itibaren dört gün boyunca kurban edilecek milyonlarca hayvanı kesecek olan bıçaklar harıl harıl bileyleniyor.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de kurban edilecek hayvan sayısının tam 102 ülkenin hayvan varlığı ile yarıştığını, 136 ülkenin hayvan varlığından ise daha fazla olduğunu açıkladı. Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre örneğin nüfusu 86 milyonu geçen Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde toplam 949 bin sığır varken, Türkiye’de Kurban Bayramı’nda kesilecek büyükbaş hayvan sayısı 950 bin!

83 milyonluk Almanya’da 1,6 milyon koyun varken, Türkiye’de 3 milyon küçükbaş Kurban Bayramı’nda kesilecek. Böylece Türkiye’nin bu kurban bayramında kurban edeceği hayvan sayısı toplamda yaklaşık 4 milyonu bulacak. TZOB Genel Başkanı Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre kurbanlıklar için halkın cebinden çıkacak olan paranın toplamının ise 10 milyar TL’nin üzerinde olacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’de kesilecek büyükbaş hayvan sayısından daha az sığırı olan ülkeler arasında 86 milyon nüfuslu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin yanı sıra, 32 milyon nüfuslu Suudi Arabistan, 32 milyon nüfuslu Malezya, 24 milyon nüfuslu Tayvan, 26 milyon nüfuslu Kuzey Kore gibi kalabalık ülkeler bulunuyor. Kesilecek büyükbaş hayvan sayısından daha az sığırı olan ülkeler arasında, Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan gibi komşu ülkeler, Sırbistan, Finlandiya, Norveç, Macaristan, İsviçre, Slovakya, İsrail, Slovenya, Bosna Hersek, Hırvatistan, Letonya gibi tarım ve hayvancılıkta gelişmiş ülkeler, Tunus, Arnavutluk, Umman, Makedonya, Libya, Moldova, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi bölge ülkeleri de yer alıyor.

Türkiye’de kesilecek küçükbaş hayvan sayısından daha az koyunu olan ülkeler içinde, nüfusu 163 milyonu aşan Bangladeş, 83 milyonluk Almanya, 52 milyonluk Myanmar, 86 milyonluk Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 37 milyonluk Kanada, 42 milyonluk Ukrayna, 20 milyonluk Romanya, 49 milyonluk Kolombiya, 31 milyonluk Venezüella ve 38 milyonluk Polonya bulunuyor. Kesilecek küçükbaş hayvan sayısından daha az koyunu olan ülkeler arasında Ürdün, Norveç, Küba, Birleşik Arap Emirlikleri, Portekiz, Uganda, Arnavutluk, Sırbistan, Bulgaristan, Macaristan, Angola, Hollanda, Bosna Hersek, Makedonya, Filistin, Ermenistan, Kuveyt, Hırvatistan, İsveç, İsrail, Umman, Katar, Lübnan, İsviçre, Slovakya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Belçika da bulunuyor.

Sadece bir kurban bayramında birçok ülkenin nüfusundan fazla hayvanı kurban eden Türkiye’nin hayvancılık politikalarına bakıldığında ise aslında kurban edilenin bizzat ülkenin kendisi olduğu ortaya çıkıyor. 1970’lerde 40 milyonun üzerinden koyun, 20 milyondan fazla keçi varlığına sahip olan Türkiye, yerli sığır ve manda türleriyle kırmızı et ihtiyacını karşılıyordu. Birçoğunun kökeni Anadolu olan yerli ırk koyun, keçi, manda ve sığır türleri, hatalı tarım politikaları yüzünden düşük verimli bulunarak yok edildi. Yerine ithal ve bu coğrafyaya uyum sağlayamayan hayvanlar ikame edildi. Sonuç; dengeli ve sağlıklı beslenme açısından da son derece önemli olan başta kırmızı et olmak üzere yüzlerce peynir türü, yoğurt ve tereyağı gibi yerli ürünlerin sonu getirildi…

Beraberinde ve en acısı binlerce yıllık bir üretim kültürü bitirildi… Bütün bunların sonucunda bir zamanlar her bölgesinde farklı bir ırk hayvan varlığı bulunan ve buna bağlı olarak zengin ürün çeşitliliğine sahip olan Türkiye son yıllarda net bir hayvan ithalatçısı konumuna düşürüldü. Türkiye sadece bu yıl 500 bin sığır ithal ediyor. Bakanlar Kurulu Kararı ile ithal edilecek büyükbaş hayvan sayısı, neredeyse bir kurban bayramında kesilecek olanın yarısından fazla… Geçtiğimiz Mayıs ayında Romanya’da ithal edilerek üreticilere dağıtılan sığırların bir kısmının öldüğünü de anımsatalım…

Kayseri’de sucuk ve pastırmanın bolluğu, Sultan Sazlığı, Afyon’un mermer gibi kaymağının sırrı, Göller bölgesinin irili ufaklı göllerindeydi. Kastamonu’nun camız kaymağı, Çakakkale’nin, Kazdağlarının dillere destan peynirleri, Torosların tulumu, Trabzon’un bıçakla zor kesilen granit gibi tereyağı, Kars’ın dillere destan kaşarı, Erzincan’ın tulumu, Van’ın otlu peyniri… Binlerce kasabada, binlerce ayrı lezzette kavurma türü… Anadolu’nun dört bir yanında coğrafya ve insanın birlikte yarattığı, ta Hititlerden bugüne uzanan o benzersiz üretim ve yeme içme kültürü son 20 yılda un ufak edildi…

Hangi İtalyan peynirinin hangi Fransız şarabıyla iyi gideceğinin tartışıldığı masalar, bu ülkenin bin 200 çeşit peyniri olduğunu unuttu. Bu ülkenin 1800 asma türünü koynunda sakladığını unuttu… Beyşehir Gölü’nün batısında, Torosların koynunda varlığı unutulan bir Pisidya kenti olan Amblada’nın ürettiği şarapların bir tür tıbbi ilaç olarak şifa niyetine antik çağ dünyasına satıldığını anımsamıyoruz bile.

Kurban Bayramına sayılı günler kala Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık,”Cumhurbaşkanımız bu sene Pakistan’da kesilmek üzere 3 adet kurban hissesi vekaletini verdi. Eşi Emine Hanım da Bosna-Hersek, Somali ve Yemen’de 3 hisse kurbanının kesilmesi için bizleri vekil tayin etti” dedi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurbanı nerede ve nasıl kestireceğini böylece öğrenmiş olduk. Ancak Erdoğan’ın kurban olarak kestireceği hayvanların ithal mi yoksa yerli mi olacağı konusunda bir açıklama gelmedi.

Türkiye yalnızca canlı hayvan ithal etmekle kalsa iyi. İthal edilen hayvanların yiyeceği samanı da 5 yıl aradan sonra yeniden ithal etmeye başladı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez 2012 yılında Bulgaristan, Romanya ve Gürcistan gibi ülkelerden ot ve saman ithal eder duruma düşürülmüştü. Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber Yıldırım, 30 Ağustos’ta Türkiye’nin yeniden saman ithal ettiğini yazdı.

Türkiye’nin sığır ithalatında Avrupa birincisi, dünyada ise ikinci sırada olduğunu vurgulayan Yıldırım, Bulgaristan’dan ithal edilen yaklaşık 4 bin ton samanın İzmir limanına geldiğini aktardı. İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Kırmızı Et Üreticileri Birliği’nin Bulgaristan’dan aldığı saman ise bayramdan sonra İzmir’e gelecek.

Bugün de (31 Ağustos) saman ithalatıyla ilgili ayrıntılara yer veren Yıldırım, Türkiye’nin sap ve samanı ithal edecek duruma geldiğini ve bunun için yasal düzenleme yapıldığını belirterek, Saman ithalatı adeta hayvancılıkta dışa bağımlılığın simgesi oldu. Şimdi bir kez daha Türkiye saman ithal eder duruma geldi. Üstelik, ‘Milli Tarım’, ‘Milli Hayvancılık’ politikası uygulanırken saman ithal edenlere soruyoruz, ‘neden ithal ediyorsunuz?’ Yanıt hep aynı: ‘Stok yapanlar var. Fiyat çok yüksek, daha da yükselecek. Bu nedenle ithal ediyoruz.’ Devlet, 3 stokcuyla mücadele edemiyor. Samanda, yaş meyve ve sebzede, tarımın her alanında piyasayı stokçulara, spekülatörlere teslim ediyorlar. Üreten ucuza satmak zorunda kalırken, tüketen pahalıya almak zorunda. Devlet kendi ithal ettiği eti bile tüketiciye ucuza veremiyor. Marketler istediği fiyattan satıyor…

Yeni ürüne uygun hasat tekniği uygulanıyor. Biçerdöver üstten biçerek sapı tarlada bırakıyor. Bunun saman kıtlığına yol açacağını da kimse hesaplamamış. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı deyim yerindeyse uyumuş. Planlama yapmamış. Şimdi saman ithal ediliyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı koltuğuna oturan her bakan ‘yerli üretimi artıracağız’ ‘ithalatı durduracağız’ diyor. Fakat, ithalatı durdurmak bir yana özellikle hayvancılıkta her şey ithal ediliyor.”

Hayvancılıktaki ithalat çarkının nasıl işlediği konusunda da bilgiler veren Yıldırım, şunları dile getiriyor: “Hayvancılık yapmak için hayvan materyali ithal ediliyor. Süt hayvancılığı yapanlar damızlık düve, besicilik yapanlar besilik dana ithal ediyor. Koyun, keçi yetiştirenler damızlık ithal ediyor. Hayvanı ithal ettiniz iş orada bitmiyor. Hayvanı ne ile besleyeceksiniz? Yem vermeniz gerekiyor. Yem ham maddesinin başta soya, mısır ve diğer ürünler olmak üzere yaklaşık yüzde 50’si ithal ediliyor. Kaba yem yedireceksiniz. Saman da ithal. Sonra hayvanlara çoban lazım, bakıcı lazım. O da ithal. Eskiden Moldovyalılar vardı. Şimdi Suriyeliler çoban oldu. Hayvanınız hastalandı, aşı yapmanız gerekiyor, ilaç tedavisi uygulayacaksınız. O da ithal. Yetiştirdiğiniz hayvan et ihtiyacınızı karşılamıyor. Et fiyatı yükseliyor. Bu kez et ithal ediliyor.

Hayvanınızın verimli ırk olmasını, süt veriminin, et veriminin yüksek olmasını istiyorsunuz. Bunun için suni tohumlama yapacaksınız, sperma da ithal. İthal olmayan tek şey kaldı. Bu kadar ithalatı yönetecek bir tarım bakanı. O da ithal olursa çark tamamlanacak. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bulgaristan’dan canlı hayvan, koyun, kuzu, saman, ayçiçeği ithal eden Türkiye, bir bakan da ithal edebilir. Ağlanacak halimize güler olduk. İthal samana muhtaç hale getirildik. Bu arada ithal hayvanla, ithal samanla ülkeye birçok hastalığın gireceğini de unutmamak gerekir.”

Yıldırım’ın, Türk hayvancılığının içinde bulunduğu durumu yansıtan çarpıcı tespitlerinin ardından her şeyin ithal edildiği bir ülkede aslında neyin kurban edildiği sorusu akla geliyor: Kurban edilen 4 milyon hayvan mı, yoksa kurbanda keseceği hayvandan o hayvana yedireceği samana kadar her şeyi ithal eder hale getirilen 80 milyonluk bir ülke mi?

Hasatdergisi.com

Hakkında Çiğdem Gkhüseyinoğlu

Diğer Haber

ÇİĞDEM FİLİMİ YOLA ÇIKTI

Dünya prömiyerini İspanya’da yapacak: Çiğdem filmi yola çıktı. Kars’ta çekilmişti, dünya prömiyerini İspanya’da yapacak: Çiğdem …

[ajax_load_more loading_style="infinite fading-circles" container_type="div" post_type="post" images_loaded="true" placeholder="true" button_loading_label="Haber Yükleniyor..." scroll_distance="500px"]